16 Mayıs 2007

20 Yaş Bunalımı

9 ile biten yaşlarda hayat muhasebesi yapmanın sonucunda ortaya çıkan gelip geçici rahatsızlık. (en azından bi 9 yıl boyunca) anakronik bir durum var sanki burada. neyse yazarcığım, ahir ömrünün çeyrek asrını geride bırakmış bir yazaroğluyazar olarak naçizane fikrim, bunalımın belirsizlikten ve arayıştan kaynaklığını da tespit etmemle birlikte çok da bunalım olmadığı, 20 yaşındaki cıvırların ve delikanlıların daha çok içinde bulundukları durumu değiştirip yeni arayışlara girdiği yönündedir.

şimdi 20 yaşında olan bir kardeşim var; abla napıcam ya ben, ne olucam, hea söylesene söyleee böhaaa! diye beni şiddetle sarsarken ben gülüyordum o sıra, aklıma "ha haa sen donla gezerken ben o yollardan dönüyordum yavru kuş" diye geçiriyordum içimden ama ben o yollardan geçerken bana böyle şeyler söylenmesine de epey kızıyordum, hafifçe gülümseyip krizinin geçmesini bekledim. bunun birkaç ay süreceğini, enerjisini kanalize edecek uzun süreli uğraşlar içinde bulunması gerektiğini tavsiye ettim. eeeaaah bana nasihat verme dedi. işte olay bu; 20 yaş bunalımı dediğiniz 20 yaşındakilerin kendilerine akıl verilmesini istemedikleri halde akla ihtiyaç duymaları ve bunu kendilerine bile itiraf edememeleridir sadece.

03 Mayıs 2007

Bana Beynimin Bir Oyunu mu Bu?

Aşağıdaki metindeki tüm "F" harflerini sayın. Sayın sayın.

FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS...

- Kaç taneler ?
- 3?

Naa. Altı tane. Vallahi...
İnanmıyorsanız bi' daha okuyun... Okuyun okuyun.

Beyin "of" gibi kısa kelimeleri süzemez.

İlk seferde altı taneyi bulanlar gerçekten iyi bir görüşe ve zeka seviyesine sahipler ya da geçekten bir bilgisayar gibi işlem yapıp kelimelerin anlamlarına takılmadan harf harf sayıyorlar. Yoksa Bana Beynimin Bir Oyunu mu Bu?

02 Mayıs 2007

Kaza Geliyorum Demez


Kaza geliyorum falan demedi ve geldi. evet evet aynen böyle oldu, ben de anlamadım. kırmızı ışıkta geçen pek bir denyo teyzemiz tarafından yamultuldum fakat sevenlerim üzülmesin, şimdi domus gibiyim ehehehe.


13 Nisan 2007

aynı anda hem mutlu hem mutsuz olmak

genelde yirmili yaşlarda en çok kafaya takılan şey mevcut sevgililik müessesi olduğu için bunun üzerinden açıklayacak olursak; sevdicek adını verdiğimiz, hep yanımızda olsun, aman allah ayrılmasın diz dibi mesafemizden kişisinin bize yaşattığı duygu sellerinin arasında lodosa yakalanmış bir balıkçı teknesi misali alabora olma ihtimali nedeniyle yaşattığı kötü hissiyat ve "ya rüzgar dinerse" umudunun da beraberinde getirdiği mutluluk adını verdiğimiz geçici delilik halinin bir arada duyumsanmasıdır ki bünyeyi bok eden kapasite tanım evreninde başka bir kavram üzerinde de yoktur.

olmadı mı? bir de şöyle deneyelim...

dar alanda kısa paslaşırken şahsi beceriksizliklerimizin oyunu piç etmesi nedeniyle düşülen karamsarlığın yüzdeki ifadedeki izdüşümünün "^%+^&"a dönüşmesi fakat aynı zamanda da bu beceriksizliklerin komik hatta gülünç olması nedeniyle yine aynı yüzde oluşan ifadenin "ehehe" tadında gevrekleşmesidir.

bana bunun resmini çizebilir misin dersen burda yapılmışı var (bkz: mona lisa)

07 Nisan 2007

Hz. Google

Tembelliğe dairlik, bazan insanların keyfekederliklerinden kaynaklanır. kaptanseverler de keyfekeder insanlardır ki keyfekeder insanları da kaptan sever. bu döngü esasen bu kadar basit olmayabiliyor. gün geliyor tembel kişiler bir şey rica ediyorlar, yüz buluyorlar, astarını da istiyorlar. sonrasında ne oluyor ey kaptan sever? hea? çekirge üçüncü sıçrayışta halsiz düşüyor ve "eiyt! yeter yahu!" diyebiliyor.

naçizane tavsiye; http://bknzgoogle.com/

05 Nisan 2007

İstiklal Marşı Coverı... Öeh

Endüstriyel rock müziğin dünyadaki en önemli temsilcilerinden Sloven topluluk Laibach, son albümünde İstiklal Marşı'nı coverlamış. Albümde, aralarında İngiltere, ABD, Japonya, Fransa, İsrail, İtalya'nın da bulunduğu 13 ülkenin marşını avantgarde bir formda söylüyormuş. Sözlerinin büyük bölümü İstiklal Marşı'nın bazı dizelerinin İngilizce çevirisinden oluşan Türkiye adındaki şarkı, youtube'ta falan var. Kötü bir kayıt, kötü bir cover. bu ne yahu?! diye sorası geliyor insanın. hakikaten o neydi öyle ya?

03 Nisan 2007

gelince bahar ayları...


sevgili kaptan severler,


yıllardır eski manitanın kafasını yer dururdum; bana çiçek al, neden çiçek almıyorsun, hani çiçek diye. bugün eve elimde çiçeklerle geldim. noldu? çiçeğe allerjim varmış, yüzüm, ellerim kabardı. ahahahaha. 3 saattir gülüyorum hala hızımı alamadım.
ahahahahaha

kimler geldi sorma sakın kimler geçti, hiçbirisi senin kadar sevilmedi